Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bağrılmak fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Bağırma işi yapılmak

Örnek:

1. Martı'ya beş metre kala `mayna!` diye bağrıldı.

1. Martı'ya beş metre kala `mayna!` diye bağrıldı.


bağrına basmak
Anlamı:

1. kucaklamak

Örnek:

1. İzmir'den kalkıp Mısır'a kadar beni görmeye, beni okşamaya, beni bağrına basıp sevmeye gelirdi.

1. İzmir'den kalkıp Mısır'a kadar beni görmeye, beni okşamaya, beni bağrına basıp sevmeye gelirdi.

2. -den , -den , -den , -den , biriyle ilgilenerek onu koruyup kayırmak, yetiştirmek

Örnek:

1. Sen onu bambaşka duygularla, heyecanlarla bağrına basmak isteyeceksin.

1. Sen onu bambaşka duygularla, heyecanlarla bağrına basmak isteyeceksin.


bağrına taş basmak
Anlamı:

1. sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak

Örnek:

1. Acı çekerdim ama makul bir çocuktum. Bağrıma taş bastım.

1. Acı çekerdim ama makul bir çocuktum. Bağrıma taş bastım.


bağrını delmek
Anlamı:

1. çok dokunmak, içine işlemek


bağrını ezmek
Anlamı:

1. üzülmek, dertlenmek

Örnek:

1. Kışlanın uğrunda bir ufak mezar / Anama söylemen bağrını ezer

1. Kışlanın uğrunda bir ufak mezar / Anama söylemen bağrını ezer


bağrış

İlgili Kelimeler:

bağrış çağrış

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağırma işi


bağrış çağrış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gürültü, şamata

Örnek:

1. Bir gece yarısı Ekremler'den gelen bağrış çağrışlarla uyandım.

1. Bir gece yarısı Ekremler'den gelen bağrış çağrışlarla uyandım.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Gürültüyle, şamata ederek

Örnek:

1. Tozlu yollardan bağrış çağrış bir çocuk sürüsü geçti.

1. Tozlu yollardan bağrış çağrış bir çocuk sürüsü geçti.


bağrışa çağrışa
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Büyük gürültü ederek, bağırıp çağırarak


bağrışabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağrışabilmek işi


bağrışabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Bağrışma ihtimali veya imkânı bulunmak


bağrışma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağrışmak işi, birlikte bağırma

Örnek:

1. Güvertede bir koşuşma, denizde bir bağrışma oldu.

1. Güvertede bir koşuşma, denizde bir bağrışma oldu.


bağrışmak fiil

İlgili Kelimeler:

bağrışa çağrışa

Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Birlikte veya karşılıklı bağırmak

Örnek:

1. Bizden büyücek birkaç oğlan bağrışırdı.

1. Bizden büyücek birkaç oğlan bağrışırdı.


bağrıştırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağrıştırmak işi


bağrıştırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bağırmasına yol açmak, hep birden bağırtmak


bağsız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bağı bulunmayan

Örnek:

1. Bağsız ayakkabı.

1. Bağsız ayakkabı.


bağsızlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağsız olma durumu


bahadır
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse, batur


Lisan : Farsça bahādur

bahadırlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bahadır olma özelliği, durumu, baturluk

Örnek:

1. Alp'ın ilk bahadırlığını işiten yurttaşlar etrafına toplandılar.

1. Alp'ın ilk bahadırlığını işiten yurttaşlar etrafına toplandılar.


Bahai
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bahailik yanlısı kimse


Özel: Evet

Lisan : Farsça bahā + Arapça -ī

Telaffuz : baha:i:

Bahailik
Anlamı:

1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , XIX. yüzyılda Babilik'ten doğup İran'dan başka Avrupa ve Amerika'da da yayılmış olan bir din


Özel: Evet

bahane

İlgili Kelimeler:

sudan bahane

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep

Örnek:

1. Birtakım bahanelerle elimden kurtulacağını mı sanıyorsun?

1. Birtakım bahanelerle elimden kurtulacağını mı sanıyorsun?


Lisan : Farsça bahāne

Telaffuz : baha:ne

bahane aramak
Anlamı:

1. bir işi yapmamak için sebep aramak

Örnek:

1. Yalnız kalmak için bahaneler arayan sendin.

1. Yalnız kalmak için bahaneler arayan sendin.


bahane bulmak
Anlamı:

1. bir işi yapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek


bahane etmek
Anlamı:

1. herhangi bir şeyi sebep olarak ileri sürmek

Örnek:

1. Ben kızımı bilirim, bu tartışmaları bahane ederek Metin'den para sızdıracaktı.

1. Ben kızımı bilirim, bu tartışmaları bahane ederek Metin'den para sızdıracaktı.


bahaneli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bahanesi olan